17 Eylül 2015 Perşembe

Tutku Oyunları | Aleatha Romig | Kitap Yorumu

18:26:00, BY Mor Düşler -

Kitabın Orijinal Adı : Consequences
Yazarı : Aleatha Romig
Çevirmeni : Gizem Yeşildal 
Yayınevi : Arkadya Bitter
Sayfa Sayısı :  648
Seri : Tutku Oyunları #1

"Aşk, günahlarla yoğrulmuş bir oyunu bozabilir mi?

Claire Nichols, kusursuz hayatların, büyülü masalların ardında en kötü kabusların yaşanabileceğinden habersizdi. Ta ki onunla tanışana kadar; Anthony Rawlings. Zorba, acımasız, gözü kara. Fakat aynı zamanda zengin, kibar, güçlü ve nefesleri kesecek kadar yakışıklı.
Parıltılı yaşamların gürültüsünden uzak, sıradan bir barmen olan Claire, onun tatlı tuzağına düştüğünde ise artık her şey için çok geçti. Nefretin bile çekici geldiği bu dünyada, tutku ve şehvet dolu bir oyunun en önemli parçasıydı artık.
Bu oyunun sınırları yok ama kuralları var. Hayatta kalmaksa ancak kurallarla mümkün."

Herkese merhaba! Yeni bir kitap yorumuyla karşınızdayıım. :)

Arkadya Yayınları’nın yeni markası Arkadya Bitter’in ikinci kitabı olan Tutku Oyunları’nı okudum ve sıcağı sıcağına yorumlamak istedim. Ufak spoiler'lar olabilir, hazırlıklı olun (kendimi tutamıyorum üzgünüm!) Ve başlıyorum!  :)


Giriş kısmında yer alan bu uyarı notu kitap konusunda biraz endişelenmeme neden oldu açıkçası ama okudukça anladım ki bu endişem boşunaymış. Şöyle ki yazar cinselliği yüzeysel anlattığı için rahatsız edici değildi. Fiziksel ve psikolojik şiddet kısımları için aynı yorumu yapamayacağım ne yazık ki. Özellikle psikolojik şiddet çok fazlaydı ki bu durum zaman zaman kitabı okumaya ara vermeme sebep oldu.

Başlarda Claire’ı kaçırıp cinsel taciz, fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayan Anthony’nin tam anlamıyla bir psikopat olduğunu düşündüm. Bir insan durup dururken neden böyle bir şey yapar ki diye düşünüp durdum. Flashback’ler başlayınca haliyle kafamda fikirler oluşmaya başladı ama kitabın sonuna kadar tam anlamıyla bağlantı kuramadım. Ayrıca Claire’in tepkisizliği hatta kitabın ilerleyen kısımlarında Anthony’den hoşlanmaya başlaması kitabı okuyan çoğu kişi gibi benim de aklıma Stockholm sendromunu getirdi. Bu durum kitabı farklı bir boyuta çekerek şiddeti ve tacizleri azaltınca kafamda soru işaretleri oluşmaya başladı ki kitabın yarısına henüz gelmiştim. Acaba devamında ne olacak, bu kitapta her şey çözüme ulaştı gibi devam kitaplarında ne anlatılabilir ki diye düşünmeye başlamışken olaylar öyle bir hal aldı ki macera romanı okuyor hissine kapıldım. Kafamda oluşan soru işaretleri çözüme kavuşurken insanın ailesi uğruna neler yapabileceğini gördüm/okudum. Hele ki yazar öyle bir son yazmış ki kitabın kapağını kapattığım an “helal olsun!” ve “ hemen bana ikinci kitabı verin!” demeye başladım. Umarım serinin devam kitapları için çok beklemeyiz. :)


Son olarak kitabın kapağı hakkında yorum yapmak istiyorum. Yayınevi orijinal kapak ya da görsel kullanmak yerine her seri için farklı renkte kapaklar kullanma kararı almış. Bu durumdan memnun olan da var karşı çıkan da. Ben memnun olan taraftayım, özellikle kitabın kapak rengine bayıldım.(Mor yani nasıl bayılmam, mor!! :) ) Tek şikayetim yazıların yaldızlı kabartma şeklinde yazılması. Bu yazılar ne yazık ki çok çabuk siliniyor ve güzelim kitaplar mahvoluyor. :( Yayınevi umarım bu konu da sesimi duyar  ve gerekeni yapar diyorum. :)
Neyse uzun lafın kısası diyorum ki; siz bu kitabı alın, okuyun. Okurken sizi rahatsız eden ufak tefek bölümler elbette olacaktır ama kitabın sonuna geldiğinizde her şey bir yana bırakıp devamında neler olacak diye düşünüp duracağınıza ve benim gibi devam kitapları için sabırsızlanacağınıza eminim. :)
Kitaba puanım : ❤❤❤❤❤